EN YARARLI BEŞ MEYVE,KİRAZIN FAYDALARI
Uzmanlar, kirazın sadece meyve olarak değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da kullanılabilen çok yönlü bir bitki olduğuna dikkat çekiyor. En iyi pipoların kiraz ağacı kökünden, en kaliteli mobilya ve çeşitli araçların kiraz kerestesinden yapıldığı biliniyor. Kiraz zamkı ise şapka ve kumaş endüstrisinde ve tıbbi amaçla kullanılıyor. Ağaç kabuğu, yaprakları, çiçekleri, meyve sapı ve çekirdekleri tedavi amaçlı kullanılıyor. Meyveleri taze veya
kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz, ayrıca reçel, yemek, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebiliyor.
KİRAZ BÖBREK DOSTU
İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli
maddelerden temizliyor. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan
atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem
kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Ayrıca
yapısında bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını
önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının
dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor. Vücuttaki fazla suyun
atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya
yardımcı oluyor.
Kirazın ayrıca peklik giderici özelliği bulunuyor. Özellikle bayat yemeklerle pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlıyor. Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin deride kırışıklıkları önlediği ve giderdiği belirtiliyor.
Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar, fazla ilaç tüketimi ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. Karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı artıyor. Böylece sindirim gücünü artırıyor. Kirazda bulunan 'levüloz' adlı şeker kolay sindirilebildiği için şeker hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor. Ayrıca içerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla
sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu.
KİRAZIN MEYVESİ KADAR AĞACI DA ŞİFA KAYNAĞI
Ağaç kabukları yüksek ateşe ve pekliğe iyi geliyor, yaprakları müshil olarak, çiçekleriyse göğsü yumuşatıcı olarak kullanılıyor. Kirazı bağırsakları zayıf ve yüksek tansiyon sorunu olanların dikkatli tüketmeleri gerekiyor. Sapları, idrar söktürücü olduğu gibi bronşite karşı kullanılıyor. Gölgede iyice kurutulan sapla hazırlanan şurup veya demlemelerle iyileşme sağlanabiliyor. Saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılıyor. Bir litre su içine bir küçük avuç sap
konularak hazırlanacak demlemeden günde 3-4 fincan içiliyor. Bu demleme günde iki kez el ve ayak banyosu şeklinde de kullanılabiliyor. Ya da hazırlanan kiraz sapı demlemesi taze veya kurutulmuş kiraz üzerine boşaltılarak yarım saat bekletildikten sonra süzülerek aynı dozda içilebiliyor. Sapları ayrık ve mısır püskülü ile kaynatılarak demlendiğinde ayak ve karın şişliği; arpa ile kaynatılarak elde edilen demlemeyse idrar söktürücü olarak kullanılıyor. Dövülmüş çekirdeğinin kaynatılmış suyu idrar zoru
sorununa yardımcı oluyor. Ayrıca çekirdekleri ısıtıldıktan sonra bir beze sarılarak karın bölgesinde ağrıların giderilmesi için kullanılıyor.
KİRAZ ASPİRİNDEN DAHA FAYDALI
Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz
döneminde faydalı olduğunu söyledi. Kirazın ayrıca damar sertliği ve
mafsal kireçlenmesine da faydalı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, şöyle
konuştu: "Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların
dindirilmesinde aspirinden daha fazla etkili oluyor. Araştırıcılar bu
etkiyi kirazda bulunan 'antosiyanin' isimli kimyasalın yaptığını
bildirmektedir. Kirazda
12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etki yapmaktadır."
KİRAZ ALIRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Uzmanlar, kiraz alırken temiz, parlak ve hasarsız olmasına dikkat edilmesini istiyor. Uzmanlar, kiraz konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor: "Rengi koyu olanlar her zaman daha tatlıdır. Saklarken kirazın saplarını çıkarmazsanız ömrü daha uzun olur. Yıkamadan plastik bir kaba koyup buzdolabında saklayın ve daima yemeden önce yıkayın. Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığında 1-2 saat bekletirseniz tadı daha lezzetli olacaktır. Taze kirazların 2-4 gün içinde tüketilmesi gerekir. Kirazı ayrıca derin dondurucuda
saklayabilirsiniz.Bunun için kirazın çekirdeklerini çıkarmanız gerekir."
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Elma yemek için 8 sebep
1-Sabahları hiçbir şey yemeden evvel elma yendiğinde kanı temizler ve toksinleri atmayı sağlar.
2- Isırarak ve kabuğuyla yenirse dişleritemizler ve diş etlerini güçlendirir.
3- Uykudan önce yenirse rahatlatır vekolay uyumayı sağlar.
4- Yeşil, hafif ekşi olanları mide bulantılarını önler.
5- Gastritten kaynaklanan yanmaları hafifletir.
6 Kabuğuyla pişirildiğinde bağırsakları çalıştırır ve yumuşatır.
7-Bal ekleyerek pişirildiğinde enerji verir.
8- Ortasına biraz marmelat ekleyip fırında pişirildiğinde, özellikle rejim yapanların tatlı yeme arzusunu giderir.
ELMANIN FAYDALARI
|
Duyduguma
göre her sabah aç karnına bir elma yersen,cilde çok yararı
güzelleşmeyede faydası varmış..Kabugun hemen altında yogun olarak C
vitamini bulunduğu için,iyi yıkanmış bir elmayı kabuğu ile yemek en
doğrusudur.
|
||||||
ELMA
Meyvelerin Sultanı:
Kökeni Doğu Avrupâ'dır. Çok çeşidi olan elma eski çağlardan beri bilinen bir meyvedir. Tedavi edici özellikleri açısından
en eski yazkomposto, marmelat, pekmez, sirke, elma çayı gibi çok
çeşitli şekilleriyle halk arasında kullanılmaktadır.Yazarlar bile elma
kürünü övmekteydi. Bu meyvede vitaminler, sindirilebilir şeker, bedenin
dengesi için çok gerekli enzimler, temel asitler ve hayatın kendisi
olan (potasyum, sodyum, kalsiyum magnezyum, fosfor gibi) madenler
bulunmaktadır.
Elma, hemen her yerde yetişen, beyazveya pemhe çiçek açan, boyu değişik
yükseklikte olan ağacın meyvesidir. Çeşitlı renkte hoş kokulu bir
meyvedir. Ekşi, tatlı, mayhoş dan değişik tadlarda ve kımızıdan
pembeye, sarıya kadar değişen renk tonlarıyla şi-
fa dolu bir meyvedir.
Günümüzün şifalı bitkiler uzmanı M. Messegue, 'Eğer bir tek ağacınız
olacaksa, onun elma ağacı olmasını tercih edin. diyerek elmayı
soframızdan eksik etmememizi tavsiye etmektedir.
Memleketimizde Golden, Sterkin, Misket Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik Elması gibi birçok çeşidi vardır.
Dünyada ise 5 binden fazla türü bulunmaktadır.
Taze ve kurusundan komposto, marmelat, pekmez, sirke, elma çayı gibi çok çeşitli şekilleriyle halk arasında kullanılmaktadır.
PORTAKALIN FAYDALARI
Portakal, besin değeri yönünden zengin ve sevilen bir meyvedir. Önemli
bir askorbit asit kaynağıdır. Vitamin özellikle C vitamini yönünden
oldukça zengin olan portakal, soğuk algınlıklarında, nezle ve griplerde
birebirdir. Genelde kabukları soyularak yenilen portakalın suyu da
kendisi kadar yaygın tüketilir. Doğal haliyle içildiği gibi alkollü ve
alkolsüz kokteyllerde de kullanılan meyve sularından biridir. Çok
sayıda keseciklerle dolu olan kabuğundan parfüm, şeker sanayilerinde
yararlanılır, serinletici içitlerin yapımında uçucu yağları çıkarılır.
Fransızların portakallı ördeğini bilmeyenimiz yoktur. Çiğ haliyle tüketilmesinin yanısıra reçeli , konservesi yapılan portakal günümüz mutfaklarında çokça kullanılan bir lezzet halini almıştır. Pasta, tatlı , reçel yapımında kullanılan portakal, özellikle Fransız mutfağında ve kümes hayvanlarıyla pişen yemeklerde çokça tercih ediliyor
Portakal: C vitamini ve folat içerir. Aynı zamanda, sadece suyunu içmek yerine, meyveyi de yerseniz, içinde bulunan liften de
PORTAKAL
Sıcacık
turuncu rengi, parlak kabuğu ve yuvarlak formuyla gerçek bir güneşi
andıran portakal, kış aylarının vazgeçilmez ve en bilindik meyvesidir.
Bugün elmadan sonra dünyanın en çok tüketilen meyvesi olan portakal,
asırlar boyu az bulunan bu nedenle lüks lezzetler arasında yer
almıştır. Hastalara şifa niyetine yedirilmiş, sofra dekorasyonunda
kullanılmış, armağan olarak verilmiştir.
.İlk
çağların "altın elma"sı portakal, türüne göre az ya da çok kalın ve içi
keseceklerle dolu beyaz kabukla kaplı, etli, sulu, tatlı bir meyvedir.
Navel portakal, çekirdekli veya hemen hemen çekirdeksiz sarı portakal,
kan portakalı, ekşi olmayan portakal olmak üzere başlıca dört gruba
ayrılır.
Özel kokulu bir yağ içeren ve turunçgiller ailesinden kabul edilen bu
meyvenin anavatanı Çin'dir. Daha sonra başta İspanya ve tüm Akdeniz
ülkelerinde, Güney Afrika ve Amerika gibi sıcak bölgelerde üretilmeye
başlanmıştır. Portakalın yafa ( şamutu ), washington navel portakalı,
ince kabuklu, karın kısmı geniş meme portakalı, valensiya gibi türleri
Türkiye'de Akdeniz bölgesinde özellikle Antalya ve İçel'de
yetiştirilmektedir.






Günlük ne kadar kaloriye ihtiyacımız var...
Her gün tüketilmesi şart olan bir meyvadır